Her gün bir ekmek, bir CUMHURİYET    



CUMHURİYET           ANKARA CUMOK           HABERLER           ETKİNLİKLER           YOLUMUZU AYDINLATANLAR           BASINDA      
      

CUMHURİYET GAZETESİ; ATATÜRK İLKE VE DEVRİMLERİNİN YILMAZ SAVUNUCUSU

Yunus Nadi (1879-28 Haziran 1945) tarafından 2 Eylül 1918’de İstanbul’da yayımlanmaya başlanan Yeni Gün Gazetesi İstanbul’un işgaliyle ulusal mücadeleye destek verdiği gerekçesiyle kapatılır. Yunus Nadi gizlice Ankara’ya kaçar ve İstanbul’da Yeni Gün matbaasındaki baskı makinaları sökülür, gizlice ve parça parça Anadolu’ya kaçırılır, Ankara Ulus’ta iki oda bir sofada matbaa ve gazete yönetim yeri oluşturulur.

Mustafa Kemal Atatürk ile 1910 yılında Selanik’te tanışan ve 1924’ten 1945’e kadar Cumhuriyet’te yöneticilik ve başyazarlık yapan Cumhuriyet Gazetesi Kurucusu Yunus Nadi durumu şöyle dile getirir:

"Benim elimden gelen gazetecilikti. Milli Mücadeleye bu yolla yararlı olabilirdim. İstanbul’da yayımladığım Yeni Gün gazetesini bu kez Anadolu’ da Yeni Gün adıyla 9 Ağustos 1920 günü Ankara’da çıkarmaya başladım.”

Anadolu’nun Yunan işgali döneminde kısa bir süre merkezi Kayseri’ye taşınan ve onun dışında Ankara’dan yönetilen Yenigün Gazetesi Kurtuluş mücadelesini destekleyen ve Mustafa Kemal’in düşüncelerini yansıtan en nitelikli gazetedir. 1924’te kapatılır.

Ve CUMHURİYET GAZETESİ...

Kurtuluş Savaşı’nın ardından ilan edilen Cumhuriyet halk tarafından büyük bir heyecanla karşılanır, ancak yeni sistemin yaşama geçirilmesi sürecinde yaşanan sorunlar yeni rejimi anlatmak ve kamuoyu oluşturmak için yeni bir gazetenin kurulması gereğini ortaya çıkarır. Bu görev Kurtuluş Savaşı sırasında da ulusal direniş hareketine Yeni Gün gazetesi ile destek veren Yunus Nadi’ye düşer; Nebizade Hamdi ile Zekeriya Sertel’in onar bin liralık sermayesi ve Atatürk’ün desteğiyle kurulan ve adını Atatürk’ün koyduğu Cumhuriyet Gazetesi 7 Mayıs 1924 tarihinde yayın yaşamına başlar. Yunus Nadi gazeteyi yönetmesi için Zekeriya Sertel’i görevlendirir. İlk sayı yedi sayfa, fiyatı 3 kuruştur. İlk yönetim yeri bir çoğumuzun bildiği İstanbul Cağaloğlu’nda Pembe Konak adlı eski İttihat ve Terakki Fırkası genel merkez binasıdır.

İlk sayının birinci sayfasında Yunus Nadi’nin başyazısı Cumhuriyet Gazetesinin siyasi kimliği ve hedeflerini net bir şekilde ortaya koyar. Cumhuriyet’in Karilere Takdimi başlıklı yazısında şöyle der Yunus Nadi:

“Gazetemiz ne hükümet gazetesi, ne de bir fırka gazetesidir. Cumhuriyet sadece Cumhuriyet’in daha aleni ve şamil ifadesiyle, demokrasinin müdafisidir. Cumhuriyet ve demokrasi fikir ve esaslarını ihlal eden, yıkan, yıkmaya çalışan her kuvvetle mücadele edecektir. Memlekette her manasıyla hakiki bir demokrasi ve hakiki bir cumhuriyet tesisi için gazetemiz bütün varlığıyla çalışacaktır. Memlekette halkın, halk tarafından, halk için idaresi bizim mefkuremizdir.Ve biz yalnız bu mefkurenin esiriyiz, başka hiçbir kuvvetin değil.”

31 Mayıs 1924’te Yunus Nadi’nin Mustafa Kemal Atatürk’le yaptığı söyleşide Atatürk Yunus Nadi’nin, “Kerameti Meclis’ten beklemek niyetinde miyiz” sorusuna ünlü “Her kerameti Meclis’ten bekleyenlerdenim. Milletimiz çok büyüktür. O, zilleti ve esareti kabul etmez” yanıtını vermiştir.

Yunus Nadi'nin Atatürk'le yaptığı söyleşi: 'Bu millet zilleti ve esareti kabul etmez'

Gazetede haberler, Mustafa Kemal Atatürk’ün açıklamaları, dış politik olaylar, siyasi ve toplumsal karikatürler olduğu gibi her toplumsal kesime seslenen çocuk, kadın, spor, ekonomi, sağlık sütunları da vardır. Bu içerikle gazete kısa sürede 7 bin tirajına, İkinci Dünya Savaşı yıllarında ise 62 bine ulaşır.

Kuruluş ereğine uygun olarak Cumhuriyet ve Atatürk Devrimlerinin yaygınlaştırılmasında öncü olan Cumhuriyet Gazetesi 1928 yılında Latin alfabesine geçiş, soyadı yasası, lakap ve unvanların kaldırılması ile ilgili yasa, ondalık ölçü sisteminin kabul edilmesi, hafta sonunun pazara alınması gibi konularda yayınları ile hükümete tam bir destek verir.

Üç ortaklı kurulan gazete 1930’lu yılların başında önce Nebizade Hamdi’nin, ardından Zekeriya Sertel’in ortaklıktan ayrılmasıyla Yunus Nadi’ye kalır. Gazetenin içeriğine olduğu kadar teknik yeniliklere de önem veren Yunus Nadi, o dönemde Türk basını için bir ilk olan linotip makinesini getirtir. Dağıtım konusunda da değişikliklere giden gazete, taşra kopyalarını bayilere doğrudan kendisi göndermeye başlar.

1945 yılında babası Yunus Nadi’nin ölümü üzerine oğlu Nadir Nadi (23 haziran 1908-20 Ağustos 1991) gazetenin başına geçer ve başyazar olur. Yunus Nadi’nin İstanbul’dan Anadolu’ya geçerken gazetesini emanet ettiği dönemde henüz 12 – 13 yaşlarında olan oğlu Nadir Nadi 45 yıl başyazarlığını yaptığı Cumhuriyet gazetesini binbir zahmet ve dirençle kurumlaştırır.

Çok partili döneme geçişte Demokrat Parti'yi destekleyen Nadir Nadi 1950 seçimlerinde Demokrat Parti listesinden bağımsız milletvekili seçilir. Ancak 1954'ten sonra DP iktidarına karşı sert bir muhalefet yürütür. Cumhuriyet 27 Nisan 1960’da iktidarı hukuksuzluklar nedeniyle uyaran bir yazı ve Ali Ulvi’nin bir karikatürü nedeniyle 10 gün süreyle kapatılır

. 27 Mayıs 1960 hareketini başlangıçta destekleyen gazetede bir süre sonra yeni yönetimi eleştiren yazılar yer almaya başlar. 1962'de yazılarına ara veren Nadir Nadi 12 Mart Askeri Darbesi sonrasında da bir buçuk yıl kadar gazete yönetiminden uzak kalır. Bu dönemlerde Cumhuriyet Gazetesi tiraj düşüşü yaşar.

1960-1980 yılları arasında gazetenin kadrosuna İlhan Selçuk, Melih Cevdet Anday, Oktay Akbal, Altan Öymen, Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, Şevket Süreyya Aydemir, Seha L. Meray, Rauf Mutluay, Mahmut Tali Öngören, Samim Kocagöz, Yalçın Küçük, Ergun Balcı, Uğur Mumcu, Ali Sirmen, Mustafa Ekmekçi, Orhan Apaydın, Yalçın Doğan, Müşerref Hekimoğlu, Tan Oral, Yalçın Pekşen, Hasan Cemal katılır.

1991 yılında Nadir Nadi’nin ölümünün ardından parasal sorunlar yaşayan gazete yeni bir yapılanmaya gider ve Cumhuriyet, gazetenin çalışanların da ortak olduğu Yeni Gün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık A.Ş. adlı yeni bir şirket tarafından basılmaya başlanır. Cumhuriyet adı bu şirkete kiralanmış, daha sonra kurulan Cumhuriyet Vakfı da, Cumhuriyet Grubuna ait bütün şirketleri bünyesine katmıştır. Bu dönemde gazetenin imtiyaz sahipliğini ve Cumhuriyet Vakfı başkanlığını Berrin Nadi üstlenir. Berrin Nadi’nin ölümünün ardından ise künyede önce Yeni Gün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık A.Ş.’yi temsilen Cumhuriyet Vakfı adına İlhan Selçuk ibaresi yer alır, daha sonra İmtiyaz sahibi Cumhuriyet Vakfı adına İlhan Selçuk olarak değiştirilir.

Gazete 1991 sonlarında bir kriz yaşar. 22 Ekim 1991’de yayınlanan Osman Ulagay’ın seçim sonuçlarını değerlendiren yazıda ANAP-DYP koalisyonunu desteklemesi ve Hasan Cemal ve arkadaşlarının bunu düşünce özgürlüğü olarak gördüklerini söylemesi üzerine İlhan Selçuk, Uğur Mumcu ve köşe yazarlarının çoğu gazeteden ayrılır. Bu dönemde, İlhan Selçuk’un “Cumhuriyet okuruyum, çünkü Cumhuriyet okumuyorum” sözleriyle fitillenen gazeteye yönelik bir boykot kampanyası başlar, özellikle de Hasan Cemal hedef alınır. Hasan Cemal ve ekibi istifa eder. İlhan Selçuk ve diğer yazarlar gazeteye geri döner. 8 Nisan 1992'de yeni bir yayın kurulu oluşturulur ve İlhan Selçuk (11 Mart 1925-21 Haziran 2010) ölümüne değin sürdüreceği başyazarlık görevine başlar.

Cumhuriyet Vakfı’nın 2 Nisan 2013’te yaptığı şaibeli seçimde gazete, Cumhuriyet Gazetesi’nin kuruluş ilkelerine ters düşen Yetmez ama evet’çi Can Dündar ve ekibinin yönetimine geçer. Cumhuriyet’in kırmızı çizgilerine ters düşen ekip gazete okurlarının tepkisi ve büyük oranda boykotuyla karşılanır.

7 Eylül 2018’de Alev Coşkun ve Mustafa Balbay’ın itirazı üzerine yenilenen Cumhuriyet Vakfı seçiminde vakıf başkanlığına Alev Coşkun, genel yayın yönetmenliğine Aykut Küçükkaya getirilir. Onun istifasının ardından 6 Aralık 2021'den bu yana genel yayın yönetmeni Arif Kızılyalın'dır.

Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde gerçekleştirilen Kurtuluş Savaşı’nın ruhunu oluşturan tam bağımsızlığı benimsemiş, laik, demokratik, sosyal hukuk devletini her koşulda savunan Cumhuriyet yalnız Türkiye’de değil, dünya ölçeğinde, bir eşi daha bulunamayacak bir tarihçeye sahiptir. Okuruyla, yazarıyla, çalışanıyla kurumlaşan Cumhuriyet, kendi varlığının Atatürk Cumhuriyetiyle özdeş olduğunu çok iyi biliyor ve bu yolda savaşımını sürdürüyor; sürdürecek.



wholesale air max|cheap air jordans|pompy wtryskowe|cheap nike shoes| bombas inyeccion|cheap jordans|cheap jordan shoes|wholesale jordans|cheap jordan shoes|cheap dunk shoes|cheap jordans|wholesale jewelry china|cheap nike shoes|wholesale jordanscheap wholesale jordans|wholesale jerseys|cheap wholesale nike